MANİSA'DA SONDAKİKA. COM  MANİSAHABERLERİ  MANİSAHABER MANİSAGÜNDEM MANİSAGÜNDEMİ MANİSA AJANS HABERLERİ  MANİSA KAZA HABERLERİ MANİSADA DEPREM MANİSASPOR  Manisa'da cinayet  Manisa'da taciz Manisa'da tecavüz  Manisa'da Trafik kazası   Manisa'da intihar  Manisa'da silahlı kavga

TÜRK EDEBİYATINDA KADIN

Emine Askoldamca Kaleminden… TÜRK EDEBİYATINDA KADIN     Edebiyatımızda kadının yeri oldukça mühim bir yere sahiptir.Halk Edebiyatı’ndan Divan Edebiyatı’na,Milli Edebiyat’tan Cumhuriyet Edebiyatı’na kadar birbirlerini takip eden bu edebiyat zincirinde kadının varlığını oldukça baskındır. Öncelikle kadın kelimesinin etimolojisini belirtmek isterim.Kadın kelimesi Eski Türkçede katun kelimesinden gelmiştir.Eski ve Orta Türkçe metinlerde katun,katın,hatun kelimeleri kullanılırken Dede Korkut kitabında […]

TÜRK EDEBİYATINDA KADIN
02 Nisan 2018 - 14:58 'de eklendi ve 4113 kez görüntülendi.
Emine Askoldamca Kaleminden…
TÜRK EDEBİYATINDA KADIN
 
 
Edebiyatımızda kadının yeri oldukça mühim bir yere sahiptir.Halk Edebiyatı’ndan Divan Edebiyatı’na,Milli Edebiyat’tan Cumhuriyet Edebiyatı’na kadar birbirlerini takip eden bu edebiyat zincirinde kadının varlığını oldukça baskındır.
Öncelikle kadın kelimesinin etimolojisini belirtmek isterim.Kadın kelimesi Eski Türkçede katun kelimesinden gelmiştir.Eski ve Orta Türkçe metinlerde katun,katın,hatun kelimeleri kullanılırken Dede Korkut kitabında kadın biçimi ortaya çıkmıştır.
Edebiyatımızın temel taşlarını oluşturan destanlarımızdan Dede Korkut Destanı’nda kadının savaşçı,kararlı ve cesur kimliğini görmekteyiz.Gerektiğinde kağan ile beraber atını,kılıcını alıp ona destek olup savaşabilmektedir.
Burla Hatun, Banı Çiçek, Selcen,Segrek’in eşi, Begil eşi, Dirse Han’ın eşi, Dumrul’un eşi bu kadınların destanlarımızdaki en ideal örnekleridir.Ailesini,obasını,boyunu, halkını,vatanını,devletini dış tehlikelere karşı  koruma,onlar için savaşma,vuruşma,iş başa düştüğünde bu iş Türk kadınının kolayca uyum sağladığı ve başarıyla yaptığı bir iştir.
Osmanlı Devleti’nde kadın sadece edebi eserlerde karakter olarak kalmayıp kalemi eline almayı başarmıştır.Kendileri de gazete ve dergilerde bizzat yazarak kadının toplumda o güne kadar olduğundan farklı bir statüde olmakla beraber eğitimine önem verilmiştir.Ahmet Mithat eserlerinde bu konuya oldukça değinmiştir.Kız çocuklarının okuması gerektiğini gerek lisan gerek müzik alanında donanımlı olmaları fikrinde  olduğunu eserlerinde görmekteyiz.
Özelikle Tanzimat Fermanı’nın getirisi olan yeniliklerden eşitlik kavramının,eğitimde oldukça etkisi olmuştur.Kadın elindeki nakışı bırakıp kitaplarına sarılır.Ve bir kadının fevkalade kendini geliştirip eğitim alıp halk içinde donanımlı bir kimlik sahibi olabileceği anlaşılmıştır.
 
Her dönem kadının fikrine varlığına saygı duyulmuştur.Başka bir açıdan bakıldığı zaman okumaya doyamadığımız o güzelim mısraların kağıda dökülmelerinin sebebi,Mecnun’u çöllere düşüren,Kerem’i ateşler içinde yakan bir kadın değil miydi?Sadece onları değil,Nazım Hikmet’i,Cemal Süreya’yı,Turgut Uyar,Özdemir Asaf’ı…Onlara,bir kadına olan bu denli aşkları yazdırmadı mı?Bir kadının gözlerinden süzülmedi mi yüreğimizi dağlayan o  mısralar ?
 
 
O mısralar bize bir kadını sevmeyi,gönül almayı,güzel bakmayı öğretti.Hiç tesadüf etmedim bir erkeğin kaleminden bir kadının gözyaşlarına.Kadının adının geçtiği her dizede saygı,sevgi,değer ile rast geldim.Kadınların şiirlerde okuduğumuzdan çok daha fazlası olduğu kanaatindeyim.O halde şiirlerde buluşalım klişesinden daha çok,kadınların edebiyatta sanatta her gün yeniden doğduğu mutlu sabahlarda buluşalım.Görüşmek üzere…
Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
google5ddbd6b0541026f5