Manisadasondakika.com, manisahaberi, manisahaber ,  manisagündem, manisaajanhaberleri,  manisakazahaberleri, manisadadeprem,

GEDİZ Kıyılarında Bir Zamanlar-3

GEDİZ Kıyılarında Bir Zamanlar-3

(1970’li yılların Manisası; Kahramanımız Okul yıllarını anlatmaktadır. Selim’in yanında sınıf arkadaşı Dilek vardır. Sınıfa girerken Öğretmen Şevki’yle karşılaşır… Şevki, Selim’in tembelliği nedeniyle tedirgindir, çünkü Okula Müfettiş gelecektir; aile dostları Hasan Amca’yla konuşmaları istenir. Selim Okul sonrası, yine başına-buyruk şekilde gezinmeye devam eder. )
=3=
Şevki Öğretmenimin bizi Dilek’ le yakaladığı anlar genellikle konuşmamızın en can alıcı noktasında bulurdu. O gün Dilek’ le konuşmamız sırasında yine bizi görünce, ‘’Ne oluyor çocuklar! Selim en arkaya git. En arkadaki onun yerine geç. Selim’ in yanını boşaltın. Bakalım yanımda yaramazlık yapabilir mi?’’  diye uyardı. Biraz yaramaz bir öğrenciydim, kabul ama Dilek’le aramıza girmesine iyiden iyiye bozuluyordum doğrusu. Nihayet ders bitince beni yanına çağırdı. ‘’Öğretmenler Odasına gel,’’ dedi.  Az sonra derdini anlayabildim; okula müfettiş gelecekti,  ben tembel bir öğrenciydi; şans işte ya, Hoca beni kaldırırsa ne cevap verecektim…
‘’Son konuları bari iyi çalış,’’ dedi. ‘’Eğer vakit bulamıyorsan Hasan Amca’yla ben konuşayım. Bu başarı durumunla müfettişin karşısına çıkamazsın.’’ Şevki’ nin gözlerindeki o anki heyecanı herhalde ömrüm boyunca unutmam. Öğretmenimin panik derecesindeki çekincesini anlayabiliyordum; müfettiş beni ayağa kaldıracak olsa yakın bir zamanda ders hocasının kovulmasını sağlayabilirdim!
Ama okul çıkışı o gün Hasan Amca’ ya uğramayı unuttum. Aklıma gelseydi de uğramak istemezdim. Günlerden cumaydı ve cuma namazı kılma vesilesiyle orman köylülerinden daha fazla insanın mandıraya uğraması olasılığı vardı. Demek bir süredir müşterilerine dert anlatmakta zorlanan velinimetimiz o gün daha da sıkışık olacaktı. Zaten bir süredir durgun ya da telaşlı durumuyla günü gününe uymamaya başlamıştı. Öte yandan mandıra çalışanlarının beni arkalarında saklamaya ya da içeri almamaya çalışarak gözden kaybolmamı istemeleri de beni kırıyordu. Bu yüzden öğretmenimin uyarısını velinimetime iletmektense, çoğu kez olduğu gibi kasabanın iç bölgelerini gezerek geniş bir kavis çizip evin yolunu tutmayı yeğledim. Hava bahardı ya, çiçekler gövermiş, pıtraklar büyümüş, asmalar açmış ve gökyüzü maviye boyanmıştı…
Dediğim gibi, gezdiğim o güzelim yerler o zamanlar hep bahçelikliydi. Ancak yeşillik alanlar, öyle dört başı mamur işçilikle üstüne düşülen kamelyalı aristokrat bahçelerine benzemiyordu. Buraları daha çok yaban hayatı temsil eden yeşillikli bir panonun kırılmasıyla, her bir parçanın kendisine düşen hakkıyla yetinen evlerin toprağında filiz veren doğal cam ışıltılarını andırıyordu. O bahçelerin duvarları üstünden yemişler sarkar, orta yerlerde ılgınlar serpilir, duvar diplerinde güne batanlar açılır, seralar görülürdü. Bu güzelim doğayı lekeleyen sağa-sola atılmış beton parçaları, tel örgüler, patika yolların kenarlarındaki teneke parçalarını sayabilirim ama bunlardan çok daha kötüsü, Gediz suyunun getirdiği akıntıların birikmesiydi; özellikle deri fabrikalarının atıkları ile hormonlu bitkisel ilaç tortuları Gediz’ e boşaltıyordu. Gerçi, evet, günün birinde atıklar yüzünden canlı kalmayacağını, bitkilerin zehirleneceğini, havanın kirleneceğini, çocukların serbest alanlarda rahatça oynayabilecekleri yerlerin bir hayal olacağını söylemiş olsaydınız o zamanlarda kimse inanmazdı; ama yıllar içindeki değişiklikleri insan hiç mi görmez, hiç mi yanlışlıklarından ders almaz; hiç mi vicdanı sızlamaz!
Tabii bunları o zamanlar iyi hesap edemezdim. Bakın ‘hesap-kitap’ derseniz Ağabeyimizi örnek gösterebilirim; Ağabeyim daha o günlerde bazı şeylerin farkına varıyordu. Çok okuyordu. E ne de olsa kütüphaneye gidiyordu. Buraya hergün üç-dört gazete alınırdı,  zaman zaman resim, nakış gibi kurslar da düzenlerdi, demek akşamları bile boş bırakılmazdı bu koca bina; sonra yıktılar. Şimdi söylemezsem olmaz, Kütüphane ne de büyük görünürdü gözümüze. Geniş, dikine pencereler, yüksek ahşap duvarlar, her metrekaresinde resmi dairenin ağırbaşlılığını sindiren o içerdi ki hava, -ahşap olduğu için yerleri mazotla silerlerdi, ya da ispirto mu karıştırırlardı bilmiyorum; yeni silinmişse genzimizi yakardı- raflardaki deri ciltli kitaplar… Tablolar bile vardı. Ama size asıl Kütüphanecimizden söz etmeliyim.  Kitap alış-verişindeki föyleri istif ederken, özellikle geciktirilen ya da iade edilen kitapların sayfa kontrolünü yaparken hep ağırbaşlı bir ciddiyet ile nezaket arasındaki dengeyi tutturuyordu; bunu niye anlatıyorum? Ben aldığı kitabı verirken özellikle kuşkulu bakardı; hakikaten oradan kitap çalmışlığım vardır, derisine, ciddine vurulmuştum, burnuna yaklaştırınca kokusu geliyordu, kimbilir içinde neler neler vardı! Ama asıl sürpriz zamanında teslim edilmeyen kitaplar için yine bir gün bize haber gönderdiğinde yaşandı; bu kez Ağabeyim suçluydu. ‘’Getirip tarih işletelim yine alsın; ama bir uğrasın bana,’’ dedi. Demek bir bayram arası mı ya da hastalık mı neden oldu gecikmeye; yoksa Ağabeyim hayatta geciktirmezdi. Geciktirmek ne kelime zaten sık sık oradaydı; Kütüphanemiz mahallenin kültür merkezi gibi çalışırdı, zaman zaman yalnızca gazete okumak için bile oraya giderdik biz, bir de özellikle saatine denk gelmişse radyoda o çok sevdiğimiz ’Çocuk Saati’ programındaki piyesleri dinlemek için arka odaya geçerdik.
Ağabeyim burada herkesten çok kalırdı, haberleri bile takip ederdi, sosyal hayat, gelişmiş ülkelerde yaşam, toprak, yeryüzü, bilim ve din konusunda yaşıtlarına göre bizden çok ilerideydi. Ayrıca mistik konulara ilgisi vardı. İlginçtir, okulda en başarılı olduğu dersin o günlerde matematik olduğunu sanırdım; din derslerinde de ilerlediğini sonradan öğrendim. Hacet dualarını bile su gibi ezberlemişti. Bazen Cuma namazlarına gidiyordu. Okulda bu konuda onu teşvik edenler vardı; bunu anlamıştım yoksa derslere geç kalmanın gerekçesini saklaması olanaksızdı.
O Nisan günü eve döndüğümde ağabeyimi kapının önünde sapanın bıçağı üstünde parmaklarını dolaştırırken gördüm.
(Arkası yarın)

 

06 Haziran 2016 - 14:51 'de eklendi ve 1299 kez görüntülendi.
Etiketler :
12.05.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ 12.05.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ
30.04.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ 30.04.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ
23.04.2018 TARİHLİ  MANİSA’DA  SON DAKİKA GAZETESİ 23.04.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ
19.04.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ 19.04.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ
13.04.2018TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ 13.04.2018TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ
22.03.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ 22.03.2018 TARİHLİ MANİSA’DA SON DAKİKA GAZETESİ
SON DAKİKA HABERLERİ
google5ddbd6b0541026f5